Hangimiz stalklamadık çılgınlar gibi ?

 Ortaçağın veba salgınının yerini şimdi ki çağımızın stalk hastalığı almış durumda. Yaptığımız her hareketi sosyal mecralarda paylaşan bizler, “başkaları ne yapmış yav” diyip farklı profilleri gözetleyen yine bizler. 

 Sosyal medyanın ilerleyişiyle birlikte insanlar birbirlerini gözetleme hobisi edindi. Tanıdığımız-tanımadığımız herkesi stalklanacak bir malzeme haline getirdik. Sabah uyandığında yüzünü yıkamadan telefona sarılanlar olarak İnstagram’ın keşfetinde az mı fotoğraf kestik. Stalk neydi ? Stalk emekti, stalk sosyal medyadan fav atmadan sinsice karşındakinin profilini incelemekti. Kendimize “stalker” dedik, karda yürür izimizi belli etmez ve aradığımız kişinin soyağacını sosyal medyadan çıkarırız. Stalkerlık araştırmacı kimliğinizi ortaya çıkartandır!

Neden stalk ettik ?


5767ca43cbbf34101c863b4e-768x403 İnsanlar artık bu çağda yemek yemeden önce tabağı masaya konulur konulmaz yemeğinin fotoğrafını çekiyor ve sosyal ağlara koyuyor, bunları da biz izliyor-görüyoruz bu durum bize içerik veriyor. Kim nerede ne yemiş, ne zaman gitmiş gibi soruların cevaplarına bir iki fotoğraf karıştırarak ulaşıyoruz. Stalkı da bu durumda açıklamak gerekirse konu biraz “merak”. Tanıdığın-tanımadığın kişilerin hayatlarını merak etmek. Bu yakın bir arkadaşın da olabilir, tanımadan gözüne ilişen biri de. Sosyal ağlarda belki de olmak istediğimiz kişileri canlandırıyoruz belki de bire bir kendimizi yansıtıyoruz. Kişinin profili aslında hayatının bir yansıması, insan hayatlarını merak ettik biz. Nasıl yaşalarlar ne severler onu bilmek istedik. Bu yüzdendir stalk sevdamız.

hscg

Kimler stalk edilir ?

Tanıdığımız ve Tanımadığımız kişiler olarak ikiye ayırabiliriz.

Tanımadan Stalkladıklarımız:

giphyÜnlüler ve uzaktan kestiklerimiz ->  Tanımadan profilleri inceler, bu insan ne yer ne içer, nelerden hoşlanır gibi bilgilere ulaşmak için kullanırız. İnsanlar artık bariz şeklide özel hayatlarını sosyal medyaya dökmekte, bizim bu bilgilere ulaşmamız da bu açıdan artık daha rahat. Ne yapmış, ne etmiş hepsini görebilmekteyiz. Nerede dersen swarm, görsel açıdan instagram, aile hayatını facebook’tan ve kendi iç dünyasını Twitter’ından çözümleyebiliyoruz artık insanları. Sevdiğiniz ünlüleri daha yakından sosyal ağlardan stalklayarak takip edebiliyorsunuz. Tanımadığınız ama tanışma adımı atacağınız veya uzaktan uzaktan bakmaktan mutlu olduğunuz insanların CV’sini bir günde çıkarabiliyorsunuz artık. Tanımadığınız kişilerin profilinde dikkat edilmesi gereken büyük ve stalkerlığın temeli olan kural ise “beğenmemek”, evet eski içeriklerine bakarken birden beğenirseniz “yakalandınız”. 

Tanıdıklarınız:

Zaten tanıyorsunuzdur, yanlışlıkla like atarken korkmazsınız en azından. En yakın arkadaşınızı bile stalklayabilirsiniz “benden habersiz nerelere gitmiş bak” tribi atabilmek için idealdir stalk! Tabi şu anı değil maziyi öğrenmek için de kullanabilirsiniz.

Sabah uyandığında telefonun başında saatlerce haber okumuyorsun biliyoruz. Instagram’ın keşfetine dalmış gidiyorsun, sosyal hayata veda ediyorsun. Merak etemden duramıyorsun çünkü gün içinde telefonuna düşen içerik miktarı inanılmaz bir boyut aldı. Sen adını Google’da aratan insansın, stalkerlık senin geninde var.

Kısacası

Stalk severlere minik öneriler:

Sonradan “ah efenim stalklarken karşı tarafa bildirim gitti, bittim ben” ruh halini yaşamamanız için…

10tumblr_nzz8p5c57h1rv22ito7_r1_400

Twitter: Twitter’dan stalklayacaksan favori ve RT tuşuna basmaktan korkuyorsan mobilden giriş yapmadan adını arat öyle oku tweetlerini.

Snapchat: Instagram gibi ekran görüntüsünü yazmasa mükemmel olur değil mi ? Snapchatteki fotoğrafı çok mu lazım ? Ekranı video şeklinde kaydeden güzide uygulamalarımız var onu kullan. Not: Uygulamayı kapattıktan sonra videoyu durdur.

Instagram: Elin iki tık edecek tee 7 ay önceki fotoğrafı beğeneceksin, sinir krizleri geçireceksin. Efendi efendi bilgisayardan gir, klavyeyle ileri geri git. Temiz.

Bir Miktar Analiz İçerir

1-) Disrupted Marketing Bölümünden seçtiğim haber analizi

VR Teknolojisi günümüzde hızla yayılıyor. Bu hıza ayak uydurmak isteyen yenilikçi firmalar ise hemen bu teknolojiyi kendilerine adapte ediyorlar. VR teknolojisi bu yolla gazeteciliğe giriş yapmış oluyor. Mevcut teknoloji üzerinde önemli bir gelişme üreterek pazar yaratılmış oluyor. Yenilik isteyen firmalar VR’ı kullanmak için adım atıyorlar. VR, gazetenin sıkıcılığını bozup farklı bir yapıda çıkarak bizlere yenilik sağlıyor.

-Kartondan yapabiliyorsunuz ve fiyat açısından ucuza temin etmiş oluyorsunuz.

Maliyeti az olan bir ürünün yayılışı her zaman daha hızlı olur. Kullanım açısından zaten görselinize hitap eden bir ürünün yayılımının hızlı oluşu sizi bu alanı kullanmaya sevk eder.

 OLYMPUS DIGITAL CAMERA

-Gazete kağıdının düzlüğüne karşı VR’ın yüksek performansı.

-Daha çok işlevselliği mevcut ve daha çok görsele hitap ediyor.

Gazete kağıdının sadece tek açıdan bakabildiğimiz fotoğrafları ve zaten içinde video olmayan bir kağıt parçasından ziyade VR’ın bu iki durumu da içine alıp hem fotoğrafları 360 derece görmemiz ve video da oynatabilmesi gözlüğe bir yıkıcı güç kazandırıyor.

Örneğin yazıda Google ve NYTimes’ın VR konusunda iş birliği yapıp karton gözlükler dağıttığını görüyoruz. İşte bu durum teknolojinin diğer formatlara yaptığı etkiyi göstermekte. VR size adı gibi “sanal gerçeklik” sunar, gözlenilen durumu gördüğünüz gibi ayrıca yaşarsınız. Bazı durumlarda size görseller sebebiyle tranvalar yaşatsa dahi VR’ın geleceği çok açık. VR size haberlerde ve diğer fonksiyonlarında (film vs.) sizi sadelikten öteye geçirecek ve deneyim sağlayacak. Gazeteler tabii ki baki kalacak ancak VR teknolojisi de buraya el atacak ve içine dahil olacak. Daha fazla VR yıkıcı bir güç olacak, gelecekte hemen hemen her sektöre etkisini görebilirsiniz ancak VR gazetecilik sistematiğini de değiştirmiş olacak. Raporlama sistemi değişecek ve öncelik kameralara verilecek.

 

 

2-) Disrupted Media Bölümünden seçtiğim haber analizi

Nesnelerin akıllandığı ve dünyadaki tüm cihazların birbirine bağlandığı günümüzde, insanlar gelişen internet çağıyla televizyonu da internetinin içine gömdü.WEB 2.0 alışkanlıklarımızı ciddi anlamda değiştirdi. İnsanlar kaçırdıkları film-dizileri sonra izlemek, kendi izleme listesini kendi yaratmak istedi. Netfilix örneği de bunu yaptı. Mevcut pazara bir tehdit yarattı.

Size;

  • Tablet, akıllı telefon, Tv üzerinden tekrar izleyebileceğiniz sistem sundu.
  • Dizi veya film alabileceğiniz bir online mağza sundu.
  • İzleğeceğiniz içeriği kendinizin yapmanıza fırsat sundu.
  • Sosyal ağlar kullanılabiliyor.
  • Zaman ve mekan sınırlaması yapılmaksızın kullanıma açık.

Netflix büyük datayı kullandı, izleyici kitlesini öğrendi ve kitlenin isteğini öğrendi. Netflix kendi ağında bir topluluk oluşturdu. Dünya çapında milyonlarca müşterisi var. Aylık ödeme sistemiyle abone oluyorsunuz. İstediğiniz zaman istediğiniz yerde sizlere seçtiğiniz film veya diziyi izleme imkanını veriyor. Taşınabilir aygıtlar sayesinde her yerde dizinizi izleyebileceksiniz. Netflix’in sayısal verilerine göre Dünya’daki tüm internet trafiğinin yaklaşık yüzde 35’ini oluşturuyor ve bu sayı azımsanmayacak kadar çok. Tarihine bakıldığı zaman yeniliklere açık olan firmanın hayatını belki de bu tavrı kurtardı. DVD’lerin çöküş döneminde bu pazara giren Netflix kendine büyük bir yer buldu. Faydacı bir değişim noktasında olduğumuzu düşünüyorum. İnsanlar internet icat edildiğinden beri internet ve TV dizisi olmaktan söz etti ancak bu teknoloji yoktu ve şimdi Netflix gibi de bir yer var.


 

Yeni Medyanın Markalara Etkisi

  İnternet çağında firmanıza reklam yapmak… Olayınız sadece TV değil aynı zamanda internetin sükseli siteleri. Her gün milyarlarca insan sosyal medyada – internette geziyor, sosyal medyanın önemi insan için bu kadar önemliyken hedef kitlesi “insan” olan markaların yeni medya ile tanışması kaçınılmaz oldu. Artık reklamlar sadece reklam olmaktan çıkıp yeni medya etkisiyle birer içerik oldu.
Yeni Medya Markalara Ne Yaptı ?
 Sosyal ağlarda hesap açıp aktif şekilde kullanmalarına sebep oldu. Bu sayede markanın reklamını buradan yapacak, satıcı ve müşteri ile doğrudan iletişim kurulacaktı. Müşteriler için elinin altında sanal bir mağaza, takip etmek istedikleri fırsatlar ayaklarına geldi.  Bir afişte sadece firmanın reklamını içimize sindirirken sosyal ağlarla birlikte müşteriye yorum ve şikayet hakkı da doğdu. Sosyal mecra müşteri kitlesine bir güç sağladı. İnternetten yorum ve şikayetleri direkt markaya atabildik, yorumlarımızı aynı dertten muzdarip diğer insanlarla tekrar yorumladık. E-Postamızı firmaya bırakarak bize dönüşlerini sağladık. Biz yorum hakkımızı kullanırken firmalar da stratejilerini bizim üzerimizden belirlemeye başladı. Sosyal medyada gördüğü kitleye yöneldi, müşteri davranışlarını çözümledi. Özellikle Facebook başta olmak üzere, Twitter ve Instagram’da kullanıcı hesapları sayesinde firmanın takipçileri belli oldu, genel kitle ortaya çıktı ki bu durum SEO için çok önem arz ediyor. Yorumlar doğrultusunda bize özel teklifler bile sundular. Firmalar şeffaflaşmak zorunda kaldı. İşte bu yeni medyanın devrimdir ! İnsanlar reklamlarda özgürlük istiyor, dayatmaya karşılar. Sosyal medya ile neredeyse içeriklerini kendileri belirliyor ve eğer başarılı bir sosyal medya kullanıcısı firmaysanız, müşteri sizi kendi isteğiyle takip ediyor.
Örneğin Türk Telekom;
Ekran Resmi 2016-04-26 22.04.24
Artık markalarla daha yakınız. Bir mesaj uzağımızdalar.
Firmalar sorularını artık Facebook ve Twitter’dan alıyorlar.
Yeri geldiğinde # kullanarak kendi postlarını oluşturuyorlar.Facebook, Twitter ve Instagram’ı faal kullanan Türk Telekom sosyal medyada içerik üretip, insanların sorularına da cevap veriyor, müşteri hizmetlerini beklemiyor ve sinir krizleri geçirmiyorsunuz.
Yeni medya özellikle firmalara müşterilerini görmelerini ve kendilerini geliştirmeleri için büyük katkıda bulundu. Müşteriler ise kendine uygunu bulmaktan ve fırsatlardan yararlandı.
Bonus:

Burger King örneği yorumları dinliyor gibi…

 

 

Görüşleriniz İçin: 

İnsanları Nasıl Çekerim ?

İnsanlar gelişen teknolojiyle yeniliklere açık kıvama geldiler. Devrimlerini bile insanlar artık sosyal mecralardan gerçekleştiriyor. Yenilikleri ilk deneyen siteler ilgi çekiyor ve diğer sitelere örnek teşkil ediyor.

Sitelerde ilk adım insanın ilgisini çekecek bir sistem tasarlamak. Kişiyi siteye bağlayabiliyorsanız, doğru yoldasınız demektir. Site tasarımı ilk açılışta insanın ilgisini çekecektir ve görsel açıdan en önemli faktördür. Sitenizde görseliniz tam, temanız da sağlamsa ilk adımı attınız demektir. Görseldeki yaratıcılık en önemli andır. Eğer kişiyi sitenizde tutmak istiyorsanız, giriş sayfanız her şeyden önemli.

İkinci adım olarak içerik; içerik bir sitenin en temel gereksinimi. Boş sayfa okunmaz. İçerikte orijinal olmak, okunabilir yazılar yazmak önemli. Uzun uzun ve içi boş haberlerden ziyade daha kısa ve daha net haberler yazılmalı. İçeriğimizde görsellere yer verilmeli ve videolarla pekiştirilmeli. En basit örnek olarak Twitter’da yapılan araştırmalara göre fotoğraf-video ve GIF paylaşımları düz yazılı atılan tweetlere nazaran daha çok tık ve paylaşım almakta. İçeriğinizi oluştururken okuyuculara da yorum ve paylaşım hakkı sunmalısınız. Örneğin sitenin editörlerinin yazdığı yazıların altına normal vatandaş yorum atabilmeli.Kadın-erkek, genç-yaşlı gözetmezsizin tüm kullanıcıya hitap eden bir sistem bu. Editörlerin haberlere yetişemediği durumda haber başlığı açıp aşağısına insanların video embed etmesi, orada olanların fotoğraflar atıp haberi pekiştirmesi sağlanarak hem vatandaşın birer gazeteci hem de haberleri okuyabileceği bir site tasarlanmalıdır. Örneğin Persicope, Youtube gibi kanallardan canlı yayınla o sitede haberler paylaşılabilir. İlk çıkan alanlar yine içerikte denenmeli, örneğin haberler canlı yayınla youtube’un desteiğiyle 360 derece verilmeli. Bu sizin siteniz için efektif bir haber olacaktır. Bir drone kullanıp haberi uzaktan çekip paylaşmanız bile insanlarda büyük merak uyandıracak ve sitenizi tıklatacaktır.

Üçüncü adım olarak: Reklam. Reklam bir sitenin maddi kaynağı, mihenk taşıdır. Her ne kadar bir sitenin en önemli gelir kaynağı olsa da reklamlar insanların en sevmediği alanlardır. Reklamları sevimli hale getirmek her ne kadar reklamcıların işi olsa da onları paylaşacak siteler ilgi çekmek ve bağlantılarına tıklamalarını sağlamak için reklamlarını sitede büyük büyük paylaşmak yerine haberlerine gömerek, bir habermişcesine vererek paylaşmalı. Bu sayede hem kampanyayı anlar hemde sıkıcı ve birden sağdan soldan çıkan reklamlara karşı bizim adblock kullanmamamızı sağlar. Reklam veren ve alan için sorun yaratan adblock kullanmamamız isteniyorsa kaliteli ve birden sayfalarca çıkmayacak reklamlara karşı, çare ilgilendiğimiz habere bastığımızda çıkan sponsorlu haberler. Ekran Resmi 2016-04-13 11.54.46örneğin: Onedio.com reklamı.

Dördüncü adım: Haber sıklığı, yeniliği. Gazeteleri ele aldığımızda günlük paylaşılan ve belli bir saate kadar olan haberler sadece mevcuttur. Bu durum sizi sadece belli saatlerdeki bilgileri bilmenize yol açar. İnsanlar artık internette 7/24 online durumda ve her an haber alma içgüdüsündeler. Sitenizin editörleri ne kadar çok olsa dahi anında milyonlarca haber düşerken geri kalmamak elde değil. Yenilenen akış yani “timeline” mantığı çok önemli bir husus bu konuda. Sayfa durmadan yenilenmeli, insanlar contenti görüp, yorumlarıyla haberi pekiştirmeli, yeni başlıklarda konular tartışılabilmeli.

Beşinci adım: Paylaşım ve Mobil. Sosyal ağların cebe girdiği bu çağda insanlar vakitlerinin çoğunu internette harcıyor. Sosyal ağların bu kadar etkin olduğu dönemde sitenizi buna göre tasarlamanız ve içerikleri diğer sosyal mecralarda paylaşmanız gerekiyor. Öncelikle sitenizi kesinlikle mobil kullanıcı dostu tasarımla üretmelisiniz. Mobil tasarım telefon ve tabletlerin ekranlarına uyumludur ve siteye girecek vatandaşın gözünü yormayacaktır. Android, IOS, Windows hatta Blackberry BIS işletim sistemine göre app’ler yapıp telefonlarda ve tabletlerde yerinizi almanı gerek. İnsanlara yeni haberler geldiğinde bildirimler iletilmeli, kendi ilglinediğimiz içeriği kutucuklardan seçerek istediğimiz içerikli haberin bize bildirim düşmesini sağlayabiliriz. Her haberi duymak ve bildirimini almak istemeyenler için ideal ve kesin çözüm. Paylaşıma geldiğimizde ise insanlar haberleri başka insanlara paylaşıyor, kullanıcılar için haber başına ve sonuna sosyal siteler + konuşma uygulamalarına yollayabileceğimiz linkler konulmalı. Düşündüğümüz zaman kim birbirine Whatsapp’dan haber yollamadı ki ? İnsanlar whatsapp gruplarına haberler atıyor, sosyal ağlarda haberler paylaşıyor haberlerin lojistiği bile diyebiliriz bu duruma. Eğer doğru başlığı seçip insanların kalbini çalabilirseniz örneğin twitter’da anında haberinize tıklanacak ve siteniz açılacaktır. Sitenizi diğer sosyal ağlarla entegre etmeniz bu hususta çok önemli.

android-apple-win-bb

 

Altıncı adım: Bunu da okumak ister miydiniz ? Sitede kalmanızı sağlayacak etmenlerden en önemlisi işte bu ! Bir haberi okuduktan sonra sizin hemen çıkmanızı engelleyecek çünkü okuduğunuz haber benzeri bir haberi alttan size sunacak. Böylece sitede kalma süresi uzayacak, daha çok haber okutacağız.

Tüm bunlar ele alındığında eğer bu adımları uyguladığımız bir site yaparsak emin olun insanlar efektif bir şekilde kullanacak ve online kalacaktır.

Arıyorum Gündüz Gece

Ey Türk genci ! Ödev mi yapıyorsun sen ? Arama motoru mu açık ilk sekmende ? Sana bugün bir nevi SEO (Search Engine Optimization) olacağım ve 6 adımda etkili arama yaptıracağım.

Matematik, sen nelere kadirsin ! Her şey bir algoritma ürünü, girip okuduğun her site, aradığın bir terimi yazdığın o arama motorunun sana en iyi sonucu önüne sermesi işte bir algoritma. Google, Yandex, Bing ve diğerleri.. Sana istediğin bilgiyi vermek için her an yanında olan yegane siteler, sitelerimiz. Sonuçları listelerken aradığın şeyi bulurken nokta atışı yapmak isteyenler için arama motorlarında daha detaylı arama yapacağız.

1) Anahtar Kelime

Aradığınız şeyleri kelimelere dökerken uzun uzun mısralar yazmaktan kaçının. Arayacağınız bilginin bağlaç değişiminde bile sonuçlar farklı çıkacaktır.

Örneğin ↓

Bilet Kolaj

Arama yaparken büyük-küçük harfle yazı yazmanız sonuçları değiştirmeyecektir. Arama yaparken ilk sitede kesin bilgiye ulaşmak isterseniz şimdi sizlerle bir gelişmiş arama yapacağız.

Google’da istediğiniz bilgiyi yazıp arattığınızda önünüze her gün girdiğiniz gibi sayfalarca sonuç ve bilgi karmaşası düşecektir. Peki biz bu sonuçları kendimize göre nasıl ayarlarız ? Arama yaptığımız sayfada sağ ayarlar ikonuna bastığımızda “Gelişmiş Arama” tuşu göreceğiz ve asıl Google burada başlayacak.  Gelişmiş arama ile istemediğiniz içeriklerin karşınıza gelmesini engelleyeceksiniz. İçeriğinde olmasını kesin istediğiniz kelimeyi ve içerisinde olmaması gerken kelimeyi yazılı yerdeki kutulara yazarak temiz sonuçlara ulaşacaksınız.Ekran Resmi 2016-03-07 20.16.22

2) Dil

Arama yaparken hangi dilde sonuç görmek isterseniz buna da bir kısıtlama getirip aramanızı kolaylaştırabilirsiniz. Google’ın da dediği gibi “sonuçları daha da filtrelemek istiyorsanız” bu detaylar işinizi kolaylaştıracaktır.Ekran Resmi 2016-03-07 20.31.57

 

 

 

 

 

3) Bölge

Bir diğer sonucu iyice daraltıp tam isabet alma aracımız “bölge” araması. Bölge araması sayesinde sadece o alandan haberleri ve arama sonuçlarını göreceksiniz.

Ekran Resmi 2016-03-07 20.37.28

 

4) Güncelleme Tarihi

Güncelleme tarihi aramalarda önemli sonuç buluculardan biri. Örneğin siz Türkiye haberleri arıyorsunuz zamanınızı daraltarak ne olduğu hakkında son dakika gelişmelerine ulaşabilirsiniz.

Ekran Resmi 2016-03-07 20.42.09

5) Dosya Türü ve Kullanım Hakları

Dosya türü yapacağınız aramada size epeyce kolaylık sağlayacaktır. 11 Seçenekten oluşan dosya türü mevcuttur. Aradığınız şey örneğin pdf bir akademik makaleyse hemen karşınıza gelecektir. Kullanım hakları kısmından size uygun bölümü seçerek istediğiniz paylaşımı usulüne göre yapabilirsiniz.

Ekran Resmi 2016-03-07 20.50.19

Ekran Resmi 2016-03-07 20.51.46

 

6) Kategori

En çok bilinen ve kullanılan kısım olarak panelden hangi türde arama yapacağımızı seçip sadece ona yönelik seçenekler çıkmasını sağlayabiliyoruz. 

Ekran Resmi 2016-03-07 20.57.02

 

Bir de YouTube’dan bakayım diyenlere ↓

Survivor !

Yıl 2016, çağımız internet ve sosyal medya çağı. Haliyle her dakika çevrimiçiyiz, Instagram like’ları, Snapchat screenshotları, Swarm check-in’leri… Hayatımızın odak noktası, ego patlaması.

Ben Kadir Has Üniversitesi – Yeni Medya okuyan bir öğrenciyim, İsmail Hakkı Polat bu sene dersime girdi ve “48 saat sosyal medya yasak” ödevini verdi. Kulağa kolay gelebilir, “aman nolacak iki gün kullanmayıver” diyenler olabilir ama biz ki sabah alarmı çaldıktan sonra telefonda sosyal medyaya girince gideceğimiz yere yetişemeyen insanlarız. İşin kötü kısmı sosyal medya kullanmamamız yetmiyor gibi Whatsapp’ta yok ! Bakın işte bu ölüm. Sen ki “ay akşam kime online oldu bu”, “bak bak gece kaçlarda yatmış” diye Whatsapp stalklayansın ! Bak iki gün Whatsapp yok diyorum, bu bir dramdır. SMS, MMS serbest. Hadi gel bu devirde 10.000 SMS yapan arkadaş bul.

Sizlere neler çektim, neler yaşadım anlatıyorum;

20 Şubat 2016:

An itibariyle hayat damarlarımdan biri koptu, 19 Şubat sonu, 20 Şubat başlarında başladım sosyal medyayla ayrılığıma. Uyumadan önce yapılması gerekenler bellidir, twitter’da neler konuşuluyor, swarm’da “kimler gezmiş bak bak”, facebook’ta şu an “summer 16” albümü beklemek erken olduğu için genel bir gezinti yapmam gerek AMA YAPAMIYORUM, en acısı Whatsapp’a giremiyorum. Uyumak kolay en azından 9 saatimi uyuyarak yedim ama önümde 15 saat var. Sabah banko olarak twitter’a girer haberlere bakarım. Bu sefer internetten google kardeşimize “haberler” yazıp sörç ettim. Tam verim sağladım desem yalan olur çünkü timeline ve 140 karakter sistemine alışık bir insanım, uzun haberleri okumak biraz üzdü. Telefondaki bütün sosyal medya uygulamalarını ve Whatsapp’ı sildim. Girmemeliyim. Cumartesi gününün verdiği tatil modu ile dışarı çıkıp gezdim, whatsapp hala beni üzüyor olsa da en azından Snapchat’te arabası olan tiki kızı, instagram’da süslü yemek postu atan sanatsal fotoğrafı, swarm’da yoldan geçerken chek-in yapıp puan rekoru kıran abimizi görmek zorunda değilim. Bunlar yokken rahattık; en azından mazoşist değildik, stalk yoktu, ego yoktu. Derin düşüncelere daldım biraz da olsa gereksizliklerini kabullendim.. ama hayat şartları beni sosyal medyaya sürüklüyor onu da bir kez daha anladım. Herkes orada sende orada olmak istiyorsun el mahkum. Orada olmak istediğin için an be an onları kontrol etmen gerekiyor. E tamam gerekiyor da iki gün ben yokum, öğlenden akşama uzanan vakitte çok sıkıldım. “İki tivik okuyak, gülek” çok istedim olmadı. Whatsapp’ta arkadaşlara yazıp gıybet etme ihtiyacı hissettim o da olmadı. “Valla yalnız kaldım” dedim. SMS dediğimiz çağ gerisi şeyi kimse kullanmıyor, Whatsapp’a girememek tamamiyle iletişimi koparmak demek onu anladım. Bir şekilde akşam saatlerine ulaşabildim. Haydi bakalım deyip iki sinema filmi izleyince 1 günümü başarıyla tamamlamış oldum.

 

21 Şubat 2016:

Bugün de kötü başladı fark ettim ki twitter’dan anlık haber almaya alışmışım, haber siteleri cidden bana uzun ve meşakkatli geldi. Pazar gününü öğleden sonra evde geçirdim, sıkıntıdan online dersin testini 2 hafta öncesinden yaptım daha ne diyeyim. Bilgisayarın ekranı açık internetim var ama bitkisel hayat gibi. Arkadaşlarıma ulaşamamak kötü, ne facebook ne Whatsapp.. SMS atıp cevap alamıyorum. Arkadaş kesimimin ya kontörü yok ya da herkes Whatsapp’ta. Kendimi odamı toplamaya ve bilgisayardaki oyunları oynamaya adadım. Geçmediğim kadar level geçtim ciddi ciddi. Düne nazaran daha profesyonel vakit öldürdüm. Bilgisayar oyunu saat 8-9 gibi bıktırdı ama vaktimi de güzel yedi sağolsun. Saat 9’a gelirken hadi TV izleyeyim dedim 30-40 dakika Yılmaz Morgül ve saz arkadaşlarını izledim. Hadi bir de kahve içip film izleyeyim dedim ama sıkıntıda Nirvana anlarımı yaşamaktaydım. Film izlemekten Oscar ödülü dağıtabilecek kıvamdaydım. Bu arkadaşınız yılmadı ve film izledi. Saatlerimiz 23:30 küsürü gösterirken az kalmanın verdiği mutluluğu yaşadım. Mesajları özledim, gruplarda çok konuşup sessize almamı sağlayan arkadaşlarımı bile özledim. Cidden sıkıldım artık ama resmen BİTTİ !

Özet olarak iki günüm konuşmalardan uzak geçince zorlandım. Facebook, Swarm, Instagram çokta umrumda olmadı. Arkadaşlar emin olun kimse sizin arabanızla gezerken fotoğraf atmanız, yemek postu paylaşmanız konusunda özlemedi. Her şey için teşekkürler sevgili sosyal ağlarım.

 

İki Günümün Bonus Şarkısı ♥

The skies of Balat…

One of the places lining Istanbul’s most complex and amazing we are.

♦ Balat; the cat from anywhere, cats of all kinds, even one of the districts. People familiar with a lot of cats in this area. Between every street you can find at least 1 cat.

 

♦At a time in Balat is a very beautiful graffiti that you may encounter. Don’t be surprised.

DSC_0117

♦ It is full of small and cute cafes…

♦ Garbage interesting designs

Original Kitchen

 

At the newly opened restaurant Balat is great. At the diner, pancakes, manti, as iclikofte the wonderful flavors of Turkish cuisine. The IMG_20160106_220005owner of the place, Mrs. Emine. Mrs. Emine wanted to create a work area for yourself. Wanted a place where women worked. Make the dishes themselves. Manti got 2 days a week. The venue is lovely. The owners are very sweet. Come and Özgün Mutfak food you should eat.

 

DSC_0236

When making pancakes Mrs. Ismihan

Özgün Mutfak Facebook Page


 

Phanar Greek Orthodox Collage

Phanar Greek Orthodox Collage and Primary School also known as The Red School or The Old School, is publicly known as the red school since the present building was built with the red brick brought from France After be decree by Mehmed II in 1454 which allows it for the DSC_0130Orthodox people to have their education in their own language, a school was established in Phanar and their education started. The school which was known as Church Academy and Greek Old School in due course was given wide opportunities. The school turned into a high school giving classical education in 1861. Its present glorious building was built by Architect Konstantin Dimadis in 1881. The land of the school building was endowed by Moldovian Prince Dimitri Kantemir who was a graduate of this school. The building consists of a basis and three floors. Its dome has the height of 40 metres from bottom to top and it has an area of 3020 m2 available for use. It is said that its panoramic view resembles the figure of eagle.DSC_0129

Location

Ecumenical Patriarchate of Constantinople

The Ecumenical Patriarchate is one of the fourteen autocephalous DSC_0086churches that together compose the Eastern Orthodox Church. It is headed by the Ecumenical Patriarch of Constantinople, currently Bartholomew I.

 

 

Because of its historical location at the capital of the former Eastern Roman (Byzantine) Empire and its role as the Mother Church of most modern Orthodox churches, the Ecumenical Patriarchate holds a special place of honor within Orthodoxy and serves as the seat for the Ecumenical Patriarch, who enjoys the status of Primus inter pares (first among equals) among the world’s Eastern Orthodox prelates and is widely regarded as the representative and spiritual leader of the world’s 300 million Orthodox Christians.

DSC_0069

Grand vizier Ali Pasha Street and the Patriarchate of the Orthodox Greeks, the most sacred place. The Patriarchate moved in 1602 to the present building, made in the 1800s with the restoration of the current image.

 

DSC_0098

In 37 A.D., Jesus was founded by the disciples of the Apostolic Andrea.

Wooden carving of the church is really impressive.

 

DSC_0087

Location: Fener 34220 Golden Horn, Istanbul, Turkey

Phone Number: +90 212 531 96 70

Ecumenical Patriarchate of Constantinople Video

Ecumenical Patriarchate WEB